Reklamı Geç
Yükseliş
Sabancı
Haas Taş Sanatları
Kozsan Gıda Mustafa Sancak
Hatay
BIST12.957
DOLAR44.1969
EURO50.8063
ALTIN7152.1
BTC/USD74028.937
Osman Onbaşıgil

Osman Onbaşıgil

Mail: [email protected]

18 MART 1915 ÇANAKKALE ZAFERİ

 

18 MART 1915 ÇANAKKALE ZAFERİ

GÜÇLÜ BİR İMANIN ve GÜÇLÜ BİR AZMİN ZAFERİDİR

 

Mâzisi şan ve şerefle dolu olan necip milletimizi, tarihten silmek, aziz vatanımızı bölerek aralarında paylaşmak isteyen Emperyalist Avrupa devletlerinin oluşturduğu Haçlı ordusu,1915 yılının Mart ayında, Çanakkale Boğazından başlattığı Boğaz Harbiyle Müslüman Türk’ün, aziz ve mukaddes vatanı Anadolu’ya kalleşçe ve hayasızca saldırmaya başlamıştı!. Kin ve intikam hırsıyla Mehmetçiğimizin üstüne top ve tüfekleriyle gülle ve mermi yağdırıyorlardı.Yüzlerce askerimizin temiz kanını akıtarak vahşice şehit ediyorlardı kahraman askerlerimizi. Avrupanın Haçlı askerleri silah ve teçhizat yönünden Türk askerlerinden kat, kat üstündü. Düşman, bu çetin savaşın, askerlerimiz üzerinde yaptığı tahribata bakarak büyük bir zafer kazanacaklarını sanıyordu. ve küstahlaştıkça küstahlaşıyordu… Ama, onlar, bütün maddi üstünlüklerine rağmen Türk Ordusunu bir türlü mağlup edemiyorlardı. Türk ordusunun, bu kadar nasıl direnebildiğine ve nasıl mağlup edilemediğine de bir türlü akıl erdiremiyorlardı. Bu yüzden büyük bir endişe ve korku içindeydiler!.. Aslında onlar, endişelerinde haklıydılar. Zîra onlar; “Vatan sevgisi imandandır.”, “Ölürsem Şehit, kalırsam Gâzi olurum.” inancıyla, vatanı, dini, bayrağı ve istiklâli için her an şehit olmaya hazır binlerce Mehmetçiğn hazın ve nazır olduğunu hesab edemiyorlardı. Yine onlar, M.Âkifin ifadesyle: “Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar./ Benim “iman” dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun. Korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar?/ “Medeniyet” dediğin tek dişi kalmış canavar” haykırışlarıyla, binlerce mehmetçiğin yüreğindeki “iman gücü” nü hesaba katmıyorlardı.

İlk bakışta, Türk ordusunun Çanakkale’de zafer kazanması çok zor görünüyordu. Bir ırmağı tersine akıtmak gibi bir şeydi!... Zira düşman; sayıca olsun, mühimmat ve teçhizat bakımından olsun, Türk ordusundan kat, kat üstündü.. Mehmetçiğin en büyük gücü ise; tarihinden aldığı cesaret ile kalbindeki sarsılmaz imanı ve gece gündüz kendisine dua eden Müslüman Türk milletiydi. Türk askeri bu savaşta çok sıkıntı çekti. Pek çok zorluklarla karşılaştı. Aç kaldığı, susuz kaldığı günler oldu.. Üstüne giyeceği doğru dürüst elbisesi yoktu, yiyecek yoktu, silah ve mermi yetersizdi, imkanlar çok kısıtlıydı!. Sırtında eski püskü, yırtık pırtık ne bulduysa giydiği giysiler. Birçoğunun ayağında çarık bile yok, olanlarınki ise yırtık, pırtık, sökük, delik veya yamalı!.. Günde iki öğün yemek; Sabah üzüm hoşafı, öğleyin yok, akşam üzüm hoşafı bulgur pilav!.. Bazen sadece hoşaf veya sadece ekmek ve pekmezle yetinirlerdi!.. Zira, Anadolu’dan gelenler ancak bunlardı!.. Çünkü Anadolu insanı da bu işgaller ve savaşlar nedeniyle yoksullaşmıştı!..

Ama, bütün bu olumsuzluklara rağmen, Türk askerini ve Türk ordusunu zinde ve güçlü kılan sarsılmaz bir imanı ve eşsiz bir vatan sevgisi vardı. Hürriyet ve istiklâl aşkı vardı. Şehit olma arzusu vardı. Gece gündüz kendileri için dua eden Müslüman bir Türk milleti vardı. “Mehmedim! Ak sütüm sana helâl olsun. Haydi sen de git! Ya şehit ol, ya Gâzi. Ama sakın, vatanı kurtarmadan gelme!” diyebilen ve evladını cesaretle cepheye gönderen imanlı ve cesur anaların desteği vardı. “Eğer vatanımda hür olarak yaşayamayacaksam, çocuğumu hür olarak büyütemeyeceksem, böyle bir hayatın benim için ne anlamı olabilir ki!” deyip, “Haydi durma, sen de git!” diyen, kocasını veya nişanlısını cepheye gönderen, kalbinde eşsiz bir vatan sevgisi ve temiz bir iman taşıyan nişanlı ve evli genç kızların ve kadınların cesareti ve desteği vardı. Allah için, vatan için şehit olmanın Allah katında en yüksek bir mertebe olduğuna inanan, karşısındaki düşman siperlerinden hiç durmadan atılan mermilere ve toplara aldırmaksızın ve kendinden öncekilerin oracıkta şehit olduğunu gördüğü halde cepheyi terk etmeyerek, Kur’andan duâlar okuyarak, düşmanla kahramanca çarpışan mehmetçiğimizin sarsılmaz iman gücü ve zafer kazanma azmi vardı.

Muharebenin en şiddetli olduğu, düşmanın üstün duruma geçtiği, tüm ümitlerin kırıldığı ve tükendiği bir anda, “Yâ Allah, Bismillah” diyerek 276 kiloluk bir top güllesini/mermisini tek başına sırtlayıp namluya yerleştiren ve besmeleyle ateşleyerek, tam isabetli bir atışla, düşmanın en büyük muharebe gemisini batırıp düşman donanmasını ve düşman ordusunu bozguna uğratan Seyyid Onbaşı gibi yüzlerce imanlı kahraman Mehmetçiğimiz vardı!. İşte, düşmanda bunlar yoktu!.. İşte, Çanakkale zaferi böyle bir iman ve böyle bir azimle kazanılmıştır. Bu kutlu zaferin yıl dönümünde; Bu kutlu zaferi bizlere armağan eden o kahraman şehitlerimizi ve gazilerimizi bir kez daha minnet ve şükranla anıyoruz.

Ruhları şâd, mekanları cennet olsun!..

(muallimosmün-2026)

 

 

Diva Otel

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Atlı spor Kulübü Yusuf Yener