Reklamı Geç
Antikya
Güneyler
Avula Hikmet Hatunoğlu
Avula Hikmet Hatunoğlu
Zülfiyar

Zülfiyar

Mail: [email protected]

Cumhuriyet, cumhurlu mu olsun, cumhursuz mu?

 

Cumhuriyet, cumhurlu mu olsun, cumhursuz mu?

Süleyman YILMAZ

100. yıldönümüne 1 kala bir Cumhuriyet Bayramını da geride bıraktık. Cumhuriyet, hükümet ya da devlet başkanının, halk tarafından belli bir süre için ve belli yetkilerle seçildiği yönetim biçimidir. Cumhuriyetin özünde demokrasi vardır, halkın mutlak iradesi vardır. Cumhuriyette, egemenlik hakkı belli bir kişi (monarşi) veya belli bir ailede (oligarşi) değildir. Egemenlik yalnız ve yalnız halkın iradesindedir.

Köklerimizi temsil eden Osmanlı İmparatorluğu kurucu unsur Osmanoğlu ile birlikte 1299 yılında doğmuş, 1453'te Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesi, Ortaçağ’ın kapanıp, Yeniçağ’ın açılmasıyla en şaşaalı dönemini yaşayıp, 1900'lü yıllarda dünyanın değişimi karşısında yeni dünya düzeninde zamana direnemeyip, yerini 29 Ekim 1923'te yeniden doğan Cumhuriyet sistemine bırakmıştır. Cumhuriyet’in 99 yıllık geçmişine baktığımızda, yukarıdaki kavramsal çerçevenin dışında olağanüstü dönemlerde, olağandışı şekilde keyfiliklerin de yaşandığını hepimizin malumudur. Özellikle ihtilal dönemleri her ülke için olağanüstü süreçlerdir.

Köklü değişimlerin/dönüşümlerin hiçbirisi sancısız olmamıştır. İmparatorluğun son dönemlerinden içeriden ve dışarıdan kaynatılan cadı kazanı, çöküşün ivmesini arttırmıştır. Yeni yönetim anlayışı oluşurken birçok cephede savaşlar verilmiştir. Kurtuluşun savaşına ülkenin etnik ve mezhebi unsurlarının hepsi ortak çaba ve omuz vermiştir. Savaş sonrasında dış borçlar, ihtilaf devletlerinin ağır yaptırımları yeni doğan Türkiye Cumhuriyetinin ve vatandaşlarının üzerine kalmıştır. Geriye bakıldığında, milletimiz zor günlerden geçerek bugünlere geldi. İstibdatlar, ihanetler, savaşlar, yoksulluklar gördü. Her şeyini kaybetmişken millet olma bilinciyle küllerinden yeniden doğup yeşerdi. Cumhuriyet gibi halkın da rey sahibi olduğu bir sisteme adapte oldu. Cumhuriyetin ilanından günümüze nice yönetimler, nice şahsiyetler geldiler, geçtiler. Her ideoloji dönemine kendi esintilerini yansıttı. Cumhurun ve Cumhuriyetin ortak özdeğerleri yerine herkes kendi kafasından çerçevesini çizdiği Cumhuriyet modeline insanımızı oturtmaya çalıştı. Kimse, halka senin fikrindeki Cumhuriyet algısı nedir diye sormadı, ihtiyaç bile hissetmedi.

Bugün Cumhuriyetimiz, onunla birlikte gelişen ortak değerimiz bile aynı paydada buluşamadı. Herkes kendince karanlıkta fili tuttuğu yerden tarif etmeyi tercih etti. Sekülerin, muhafazakârın, milliyetçinin, ulusalcının Cumhuriyete atfettiği anlam, yüklediği mana farklı farklıydı. Herkes kendi usul ve üslubunca algıladığı Cumhuriyeti yaşama ve kutlama gayretine girişti. Elbette arka planda pek çok etken vardı. Hepsinden önemlisi ülke fikri anlamda polarize oldu. Kimisi resepsiyonlarla, konserlerle, modern dans gösterisi, fener alayıyla kutlamayı tercih etti. Hatırlıyorum, yıllar önce ailecek Ulukışla’da bir fener alayı yürüyüşüne denk gelmiştik. Arkasından bir konser verilmişti. O coşku çok hoşumuza gitmişti. Şimdiler öyle olmuyor, muhafazakârı, seküleri kendi mahallesinde, kendi usulünce kutlamayı tercih ediyor.

Cumhuriyetin 99. yılında farklı bir durum ve yenilik de vardı. Ülkemiz adına sürdürülebilir olmasını dilediğimiz yeni bir aramız TOGG, görücüye çıkmıştı. Burada da keşke herkes aynı sevince ortak olsaydı. Eksiğiyle, gediğiyle ve gecikmesiyle ortaya konulan bu gayrete birlikte sevinebilseydi. Beş büyük firmanın büyük bir konsorsiyum oluşturarak teşebbüs ettiği, külli bir yatırımdı. Sanayi devrimini kaçırmış bir ülke olarak, dünyada en çok ciroyu yapan markaların donanım, yazılım ve yapay zekâ olduğu bir vasatta, şevkimizi artıracak bir girişimdi.

17. Yüzyıldaki Hazerfan Ahmed Çelebi, yapmış uçma girişimiyle dönemin yetkili isimlerince Fizan’a sürülmüştür. Pilot Vecihi Hürkuş’un 1925’lerde tasarladığı uçak ve uçak üretim fabrikası projesi sekteye uğratıldı. 1961 yılında Eskişehir’de üretilen Devrim otomobili yarım kalan bir rüyanın hüsranla sonuçlanmasıydı. Bu prototipler geliştirilme şansını yakalasaydı, belki biz de sanayi devrimlerini çağdaşımız olan ülkelerle birlikte yakalamış olacaktık. Allah'tan dileğimiz, TOGG otomobilin iç ve dış pazarda hak ettiği yeri bulması, muvaffak olmasıdır. Gerek sürdürülebilirlik açısından gerekse yıllar önce dünya piyasasına hâkim otomotiv devleriyle yarışma açısından TOGG’u zorlu bir süreç bekliyor. Emeği geçen herkesi kutluyoruz.

Yaşasın Demokratik Cumhuriyet!

 

vadi

Makale Yorumları

  • Veysel Kasar31-10-2022 13:13

    Sayın hocam zihninize sağlık. Sağduyu ve serbest dusuncenizle oluşturulan gayet güzel bir yazı...tebrikler...

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Marina