İnsan Neden Sevilmediği Yerde Kalır?
Bazı insanlar kapıyı çarpıp gider. Bazıları kapının önünde durur, içeri alınmayı bekler.
Ama bazıları vardır ki… kapının arkasında kaldığını bile bile, o odada yaşamaya devam eder. Sevilmediğini hisseder.Görülmediğini bilir. Duyulmadığını fark eder.Ama yine de kalır. Çünkü insan her zaman sevgiyi seçmez.İnsan çoğu zaman tanıdık olanı seçer.Sevilmemek, bazı ruhlar için yabancı bir acı değildir.
Çocuklukta öğrenilmiş bir dildir bu.Sesini yükseltmeden beklemek. İhtiyacını söylemeden anlaşılmayı ummak.Kırıldığını saklayıp güçlü görünmek. Büyüdüğümüzde ilişki sanırız bunu.Oysa bu bir alışkanlıktır. İnsan bazen bir insanı değil,tanıdık acıyı sever.
Sevilmediği yerde kalan kişi, aslında karşısındakine değil, kendi içindeki eski bir hikâyeye sadıktır.
“Bir gün fark edilirim.”
“Bir gün değişir.”
“Bir gün beni gerçekten görür.”
Ama bazı kapılar açılmaz. Bazı kalpler ev değildir. Ve bazı bekleyişler, sabır değil…Kendinden vazgeçmektir. En zor farkındalık şudur: Sevilmediğin yerde kalmak, karşındakine duyduğun sevgiden çok,kendine duyduğun değerin azlığıyla ilgilidir.
İnsan kendini gerçekten sevmeye başladığında, bir şey değişir.Sessizce ayağa kalkar.Kimseyi suçlamaz.Kimseyi kötü ilan etmez.
Sadece şunu söyler:
“Burada kalırsam, kendimden eksileceğim.”
Ve gider.
Gitmek bir terk ediş değildir.
Bazen gitmek, insanın ilk kez kendisini seçmesidir.
Gamze Arslan | Yaşam Koçu & Farkındalık

























































Yorum Yazın