İnsan Penguen Değildir
Son günlerde penguenler üzerinden dolaşıma giren yalnızlık temalı paylaşımlar dikkat çekiyor. Görsel bir metafor üzerinden “yalnızlığın huzuru” yüceltiliyor; sanki insanın en doğal hâli tek başınalıkmış gibi bir algı üretiliyor.
Oysa meseleye daha derin bir yerden baktığımızda şunu görmek gerekir:
İnsan penguen değildir.
İnsan yalnızlığa göre değil, ilişkiye ve muhabbete göre yaratılmıştır.
Penguen meteforu yerine insanı anlamak ve onu nelerin mutlu edeceği üzerine kafa yormak daha doğru olur.
Esasında yalnızlık mutlak anlamıyla insana ait bir durum değildir.
İnsan, psikolojik ve varoluşsal açıdan “ilişki kuran” bir varlık olarak yaratılmıştır.
Modern psikoloji de bunu doğrular: İnsan zihni ve ruhu, bağ kurma ihtiyacı üzerine inşa edilmiştir. Bağlanma yaklaşımları, sosyal destek araştırmaları ve pozitif psikoloji çalışmaları açıkça göstermektedir ki; insanın iyi oluşu, yalnız kalmaktan çok sağlıklı ilişkiler içinde var olabilmesiyle güçlenir.
İnsanın temel ihtiyaçları yalnızca biyolojik değildir.
Anlaşılmak, görülmek, değerli hissetmek, paylaşmak.
Bütün bunlar ruhsal sağlığın vazgeçilmez unsurlarıdır.
Elbette zaman zaman insanın kendi içine dönmesi, tefekkür etmesi, sessizlikte kendini duyması kıymetlidir.
Ancak bu, “yalnızlık” değil; içsel derinleşme hâlidir. Çünkü insanı olgunlaştıran şey kopuş değil, anlamlı bağların içinde büyüyebilmektir.
Bugünün en büyük sorunlarından biri, kalabalıklar içinde bile derin bir yalnızlık yaşanmasıdır. Bu yalnızlık, insanın fıtratına aykırı bir kopuştur. İnsanın ruhu, muhabbetle dirilir; gönül bağıyla güçlenir.
Sonuç olarak;
insan yalnızlığa değil, ilişkiye, paylaşmaya ve aidiyete kurgulu yaratılmıştır.
Yalnızlık insan için bir yücelik değil, çoğu zaman bir eksikliktir.
İnsana düşen, gönülden gönüle köprü kurmak ve sevgiyi yaşatmak olmalıdır.
Her şey bütünün hayrına olsun.
Eyballah.

























































Yorum Yazın