“KİBİR” KÖTÜ BİR HUY ONDAN UZAK DURUN
Tevâzunun, Takvânın, Hoşgörünün zıddı olan Kibir; Kışinin kendini beğenmesi, övmesi ve her konuda kendini üstün görmesi ve büyüklenmesidir.
Kibir: Allah’ın sevmediği, lânetlediği, haram kıldığı, günah saydığı ve pekçok zararı olan çok kötü bir huydur. Kibir; insanı ve insanlığı mahveden, insanlar arasındaki barışı, huzuru, güveni, kardeşliği sevgiyi, saygıyı, selamlaşmayı, ebep ve âdabı, hayâyı ve hoşgörüyü ve daha birçok güzel alışkanlıkları bozan ve yok eden kötü bir huydur. Kibir; insanın tüm güzel duygularını ve güzel davranışlarını bozar. Dolayısıyla insanı ve toplumu bozar. Bugün toplumda yaşanan her türlü hayasızlığın, tâcizin, tecâvüzün, kötülüğün, kavganın, zorbalığın, zulmün, cinayetlerin özünde Kibir vardır. Kur’an ve Sünnet ölçeğinde çevrenize bir bakın! Hatta, önce kendi nefsinize bakın! Toplumda kibirsiz insan görebilirmisiniz? Göremezsiniz. Neden? Çünkü, Kibir mikrobu, Kibir hastalığı tüm toplumu kuşatmış durumdadır. Kibir; insanın önce imanını zedeler, sonra ahlakını, hayasını zedeler, vicdanını zedeler, sonra insanlar arasındaki dostluğu ve kardeşliği bozar, insanı bencilleştirir ve merhametsizleştirir, hattâ zâlimleştirir. Bakın geçmiş tarihe; Kibri nedeniyle şımaran, azgınlaşan, zâlimleşen Nemrudların, Firavunların, Hâmanların, Kârunların, Ebu Cehillerin sonu ne oldu?.. Hepsi kibirleri nedeniyle Allahın azabıyla helak oldular. Onların övündükleri, kibirlendikleri malları, servetleri, zenginlikleri, güçleri, sarayları, yüksek kaleleri ve makamları onları kurtaramadı. O kibirlendikleri şeylerin hepsi, kendileri için birer cehennem ateşi oldu. İblis de kibri nedeniyle Âdemi küçümsedi, Alahın meleklere: “Âdeme secde edin!” emrine uymadı ve kibri nedeniyle Allaha isyan etti, Cennettten kovuldu ve Cehennemlik oldu. Bugün pekçok insan Allahın emrine uyma konusunda aynı durumdadır. Bu konuda Allah insanları şöyle uyarır: “Bana itaatte kibirlenenler, aşağılanmış olarak Cehenneme girecekler.” (Mü’min-60) Peygamberimiz de bir hadisinde şöyle buyurur: “Üç şey, insanı helâk eder; 1.Mala olan düşkünlük, 2.Kendini beğenmek. (kibirlenmek), 3.Nefsinin peşinden gitmek.”
Kibirli insan; genelde bencil ve sabit fikirli olur. Hep kendini beğenir, kendini haklı görür, kendi düşüncesini, kendi bildiklerini, kendi meziyetlerini beğenir, elde ettikleriyle övünür, ibadetleriyle övünür, yaptığı iyiliklerle, salih amellerle övünür. Verdiği zekat ve sadakalarla övünür, onlarla itibar elde etmeye çalışır. Kibirli insan; başkalarını küçümser, çirkin söz ve davranışlarıyla insanları incitir ve üzer, Rabbimiz Allah ise kullarını şöyle uyarır: “Sakın, insanları küçümseyip onlardan yüz çevirme! Yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Muhakkak ki Allah, kendini beğenip böbürlenenleri sevmez.” (Lokman-18) Peygamberimiz de bir hadisinde şöyle buyurur: “Bir kimsenin mü’min kardeşini hakir/küçük görmesi, o kişiye günah olarak yeter.” İnsan, kendine bir baksın bakalım, kendisinin aslı ne? Nasıl yaratıldı? Elindeki nimetler, makamlar, servetler esasta kime ait? Onların hepsi Allah’ın bir lütfu değil mi? İnsan, kendisinin pis bir çamurdan, balçıktan yaratıldığını neden düşünmez de Allahın kendisine verdikleriyle kibirlenir, büyüklenir? İnsan pekçok zenginliğe, servete. güce, makama sahip olduğu halde kendisine bir hastalık veya ölüm geldiği zaman ne kadar aciz ve çaresiz kaldığını hiç görmez mi?. düşünmez mi? Öyleyse insan; ne diye kibirlenir ki? İnsan, bir hiç iken, Yüce Allah onu yarattı. görsün diye göz, konuşsun diye dil, işitsin diye kulak verdi. Doğruyu, hakikati ve hidayeti bulsun diye akıl ve irade verdi, ilim verdi, kitap gönderdi. Öyleyse, insanın kibirlenip, büyüklenmesi niye?.. Bakın: Allah, bu konuda insanı nasıl uyarıyor: “Yer yüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü sen, kendi gücün ve azametinle ne yeri yarabilirsin, ne de dağlarla yükseklik yarışına girebilirsin.” (İsra-37) İnsanoğlunun Kibirden yüzde yüz kurtulması çok zordur. Çünkü; kendini beğenme ve üstün görme isteği her insanda vardır. Ancak, eğer insan, samimi bir niyetle Allaha iman eder, Hayâ, Tevâzu ve Takvâ elbisesini giyer, Allaha kulluktan ayrılmazsa, o kimse Allahın rahmetiyle kibirden kurtulur. Böylece o insan; üstün bir ahlaka, büyük bir servete ve mala, yüksek bir makam ve mevkiye sahip olsa da iman, ilim ve takvada önde olsa da, kendisini asla başkalarından üstün görmez, büyüklenmez. Çünkü O, tüm dünyevi nimetlerin gelip geçici birer dünya ziyneti olduğunu bilir, kibirli olma ve büyüklenme gafletine düşmez. Her zaman ve her yerde daima merhametli, müşfik, mütevazi ve hoşgörülü olur. Allaha imandan ve takvadan ayrılmaz. Öyleyse sevgili dostlar! Eğer, gerçekten Allaha inanıyorsak, O’nun sevgisini, rızasını, rahmetini, mağfiretini, mükâfâtını ve Cennetini kazanmak istiyorsak, dünya ve ahiret saadetini arzu ediyorsak; Rabbimiz Allahın emrine uyalım, Ve Rabbimiz Allahın çirkin gördüğü, haram kıldığı ve günah saydığı Kibirden uzak duralım.
Her zaman ve her yerde daima merhametli, müşfik, mütevazi ve hoşgörülü olalım! İmanınz hâlis, ibadetleriniz ve dualarınız halis/temiz, ameliniz sâlih, ömrünüz sâde, temiz, sağlıklı, huzurlu ve feyizli olsun!
Âhiret yurdunuz Cennet olsun inşaallah!
(muallimosman)

























































Yorum Yazın