KISSADAN HİSSE – Öfke ve Kızgınlık
Öfke/ Kızgınlık; istenmeyen ve arzu edilmeyen bir durum karşısında gösterilen aşırı tepkidir. Öfke; fıtrî bir duygudur. Her insanda az veya çok öfke vardır. Öfkesiz insan olmaz. Ancak kontrol edilemeyen öfke/kızgınlık; insanı şiddete götürebilir ve pekçok zararı olur.
*** Kur’nda anlatılan Hz.Mûsa’nın kıssasını hatırlayın! Hz.Mûsa Allahın emri ve izniyle vahiy almak üzere Tûr dağına gittiğinde Rabbinden aldığı Tevrat levhalarıyla/sayfaları birlikte Tur dağından kavminin yanına geri geldiğinde onları altın bir Buzağı putuna/heykeline taparken buldu. Bu duruma çok kızan ve öfkelenen Hz.Musa, elindeki Tevrat levhalarını yere attı ve o öfkeyle önce kavmini azarladı. Sonra Tur dağına giderken onları emanet ettiği kardeşi Hâruna kızdı, onu azarladı, saçından sakalından tuttu, hırpaladı, Kardeşini üzdü. Ama gerçeği öğrenince yanlış yaptığını anladı ve kardeşi Harunun omuzunu sıvazlayarak özür diledi, gönlünü aldı.
*** İslamın tebliğ edildiği ilk yıllarda putperest olan Hattaboğlu Ömer (Hz.Ömer) İslamın peygamberi peygamberimiz Hz.Muhammedin getirdiği yeni din için Ona çok öfkeliydi. Müşriklerin teşvikiyle Hz.Muhammedi öldürmeye giderken yolda karşılaştığı biri ona nereye gittiğini sordu. O da: “Atalarımızın dinini bırakıp da yeni bir din getiren Muhammedi öldürmeye gidiyorum!” dedi. O kişi Ömere şöyle dedi: ? Sen önce kendi ailene bak! Senin kız kardeşin Fatma ve enişten Sâd da müslüman olmuş... Sen önce onların hakkından gel.” dedi. Bu söz üzerine Ömerin öfkesi iyice kabardı ve yolunu değiştirip önce kız kardeşinin evine uğradı ve içerde Kur’an ayetlerinin okunduğunu işitti, içeri girdi ve o öfkeyle kız kardeşine şiddetli bir tokat vurdu, kız kardeşi ağzı burnu kan içinde yere düştü. Kardeşinin yere düştüğünü ve yüzünün kanlar içinde olduğunu görünce vicdanı sızladı ve kardeşine yaptığı kötülüğe pişman oldu. Ama olan olmuştu, yaptığı öfkeli davranışıyla hem kız kardeşine zarar vermişti, hem de onu üzmüştü. Ama o da gerçeği öğrenince ve okunan Kur’anın sözlerini dinleyince yaptığına pişman oldu ve kız kardeşinden özür diledi. Öfkesi dinen Ömer, onlara Kur’an okuyan Habbabı da yanına alarak peygamberimiz Hz.Muhammedin bulunduğu yere gitti ve şahadet getirerek islama girdi. Demek ki, sevgili dostlar, öfke ve kızgınlık duygsu; insanı kötü düşünceye ve kötülüklere iten çok tehlikeli ve sinsi bir düşmandır.. Sabır ve aklı selim ise insana daima doğru ve iyi yolu gösteren rahmani bir rehberdir.
Her iki olayda da gördüğünüz gibi âni bir öfkeyle/kızgınlıkla yapılan bir yanlış insanı her zaman zor durumda bırakıyor. Öyle değil mi? Halbuki her iki olayda da öfkelenenler biraz sabırlı ve hoşgörülü olsalardı, yapılan o hatalar/yanlışlar yapılmayacaktı ve kimse zarar görmeyecekti. Öyle değil mi? Demek ki, öfke; çok tehlikeli ve çok sinsi bir duygudur. Öfke İblisin ve Şeytanın sinsi bir tuzağıdır. Şeytan ise insanın en büyük düşmanıdır. O, her zaman insana öfkeye yönlendirecek şeyler fısıldar, insana öfkelenecek şeyler yaptırır. Öfkelenen nefisler/insanlar türetir ve onları birbirleriyle kavga ettirir, günah kazandırır, böylece kendisine Cehennem yoldaşları edinir. Bu nedenle öfkeyle hareket eden kimse hep zararda olur. Bilge insanların dediği gibi “Öfkeyle kalkan zararla oturur!.” Çünkü, öfkede akıl ve mantık olmaz, sevgi ve merhamet de olmaz. Bu nedenle öfkesine hâkim olamayan insan kendine hâkim olamaz ve hoşlanmadığı pekçok şeye öfkelenir ve pek çok yanlışlar yapar, pek çok insanı üzer. Bu da o kimsenin aleyhine ve zararına olur. Bu nedenle mü’min; mümkün olduğunca öfkelenmemeli, öfkelendiği zaman ise; güçlü imanı ve güçlü sabrı ile öfkesini bastırmalı ve öfkesini yenmeli. Zira, öfkesini yenen daima kazanır, öfkesine yenilen ise hep zararda olur. İnsan, bir şeye öfkelendiği/kızdığı zaman hemen Rabbini anmalı ve güzel bir sabır ve duâ ile Allaha sığınmalı, öfkesini yutmalı, öfkesini yenmeli, kendisini ve başkalarını üzecek veya zarar verecek söz ve davranıştan kaçınmalı, yani şiddetten kaçınmalı, öfkeyi şiddete dönüştürmemeli. Buna gücü yetmiyorsa kendisini öfkelendiren şeyi ve kimseyi güzel bir söz ve duâ ile Allaha havale etmeli, oradan ayrılmalı. Öfkeyi yenmenin reçetesi; İman, Sabır, Bağışlama ve Hoşgörü’dür.. Peygamberimiz bu konuda şu tavsiyede bulunur: “Biriniz öfkendiği zaman ayakta ise hemen bir yere otursun veya uzansın!.” Peygamberimiz başka bir hadisinde şöyle buyurur: "Öfke şeytandandır, biriniz öfkelendiğinde hemen abdest alsın,! Başka bir kaynakta bu hadisin sonuna şu cümle ilave edilmiştir. “iki rekat namaz kılsın!” Böyle durumlarda el, yüz ve ayakarın yıkanması veya duş alınması da insanı ruhen rahatlatır. Ayrıca insan öfkelendiği zaman hemen Allahı anar ve; “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahil aliyyül azîm.” der ve Allaha sığınırsa da öfkesi geçer. “Euzü Besmele” çekmek, “Felâk” ve “Nâs” sûrelerini duâ olarak okumak da insanın öfkesini dindirir. Unutmayın! Öfkesini yenen kazanır. öfkesine yenilen kaybeder.
Siz öfkesini yenenlerden olun inşaallah!
2026-
(muallimosman)
























































Yorum Yazın