Mutluluk Bir His Değil: Sana Kimsenin Söylemediği Gerçek
Herkes mutluluğun peşinde. Sanki onu çok iyi tanıyormuşuz gibi, sanki bir gün kapımızı çalacak bir misafir gibi bekliyoruz. Oysa durup kendimize dürüstçe sorduğumuzda cevap net değil: Mutluluk nedir?
Kahkaha mı? Bir anlık yüz kası hareketi mi? Yoksa içten gelen o kısa parıltı mı? Belki de hiçbirisi. Belki mutluluk, sandığımız kadar gürültülü değildir. Belki de sessizdir. Gösterişsizdir. Bir sabah içinin kavga etmeden uyanmasıdır. Bir şeyi oldurmaya çalışmadan olduğu gibi kabul edebilmektir.
İnsan aslında çoğu zaman mutluluğu değil, huzuru arar. Ama huzur emek ister. Farkındalık ister. Kaçtığımız, ertelediğimiz, yüzleşmek istemediğimiz ne varsa hepsi huzurun kapısında bekler. İçeri girebilmek için önce onlarla tanışmak gerekir.
İstemek kolaydır. “Mutlu olmak istiyorum” demek bir cümleliktir. Ama o cümlenin altını doldurmak… işte orası zordur. Çünkü değişim ister. Konfor alanını terk etmeyi ister. Kendinle dürüst olmayı ister. İnsan çoğu zaman mutsuzluğa değil, alışkanlıklarına bağlıdır.
Peki bizi ne engeller?
En başta kendimiz. Zihnimiz. Eski hikâyelerimiz. “Ben böyleyim” dediğimiz kalıplar. Korkularımız. Başaramama ihtimali değil, değişirsek kim olacağımızın belirsizliği korkutur bizi. Çünkü bilinmeyen, her zaman daha ürkütücüdür.
O yüzden çoğu insan mutluluğu ister ama ona yaklaşmaz. Çünkü yaklaşmak, dönüşmek demektir.
Belki de sormamız gereken soru şudur: Gerçekten mutlu olmak istiyor muyum, yoksa sadece isteme fikrini mi seviyorum?
Çünkü mutluluk bir sonuç değil, bir seçimdir. Her gün, her an tekrar edilen küçük bir seçim. Gürültülü değil, derin. Büyük değil, gerçek.
Ve belki de en sade haliyle mutluluk; kendinle kavga etmediğin o kısa, sessiz anlarda saklıdır.
Instagram @gamzeilefarkindalik
Gamze Arslan
Yaşam ve Farkındalık Koçu

























































Yorum Yazın